16.05.2008

AZ ÖNCE PAZARDAN GELDİM...

Az önce pazardan geldim,okul çıkışı uğradım.Bartın'ın pazarı salı ve cuma günleri kuruluyor.Pazarın yerel şekilde söylenişi GARILA BAZARI...Pazardaki satıcıların hemen hepsi kadın olduğu için ismi bu şekilde kalmış.:)
Neler vardı pazarda;
hiç eksik olmayanlar bol marul,taze soğan ,maydonoz.
Yeni yeni tezgahlarda bezelye,semizotu,kabak,salatalık,kiraz,çilek var.Bartının çileği meşhur ,çilekler çoğalmış ve iyice kırmızılaşmış artık.Kilosu 2.50,3.00 Ytl civarı .
Bu gördüğünüz bitki de DİKEN UCU.Adından belli olduğu gibi bahar aylarında filizlenen dikenin uç kısımlarına deniyor . Kartlaşmamış dikenucunu hiç pişirmeden bile alıp yiyebilirsiniz.Ama genel olarak haşlanıp sonra diğer otlar gibi kavurması yapılır.Demeti 50 ykr.
Eve gelince aldıklarımı yıkadım ve kızlarıma bir tabak hazırladım,serin serin yesinler diye.
Salatalıklar gerçekten çıtır çıtır,eriğin muhteşem bir tadı var ekşi ile tadlı arası,kirazlar manavlarda satılan napolyonlar gibi değil ama sabah ağaçtan toplanıp geldiğini bilmem yeter.
Eh ağzınızı sulandırdım artık ben gideyim :D
iyi hafta sonları.....






14.05.2008

ARAYI GENE AÇTIK.....

Bu kez bilgisayar falan çökmedi =))...
Her bahar yakalandığım ,bahar temizliği sendromuyla başbaşaydım sadece.
Neler yapıldı;
salon ve koridor duvarları silindi,
bütün camlar silindi,
perdeler yıkandı,
koltuk minder ve kılıfları yıkandı,
gümüşlüğün içi indirilip tüm gümüşler parlatıldı,
ve daha anımsayamadığım bir sürü gerekli ve gereksiz iş halloldu....
ama ev işi kadar nankör olan başka bir şey var mı acaba, arabaların geçtiği tarafta ki camlar tozlandı bile:(...
Şimdi içimi kemiren ,bir türlü ısınamayan havalar ısınır ısınmaz kışlıkları ortadan kaldırmak,hiçbirisini görmek istemiyorum...
Ancak güneş almayan yerlerde beni sıcacık sarmalayan çifter kat giydiğim hırkalarıma haksızlık etmiyeyim....:) Sendromun nefes molalarında ,yaptığım yüzüklerimi çok sevdim.Yine perili renkleri ve etnik duruşlu tabiki....
Silikon lastiğe geçirdiğim pirinç boncukların arasında canlı renklerde hint boncukları göz doldurdu.İğne oyası,çiviye geçmiş savarovski taşlar,minik ziller,ve küçük bir kumaş parçası yüzüğümüzün diğer detaylarıydı.Ne kadar inandırıcı sizin için bilmiyorum ama tektaşımdan bile severek taktığım bir yüzük oldu....



01.05.2008

KİTAP SOBESİ.

Usta kalembaz, iyi dost Fikrimin ince gülünün kitap konulu sobesiyle verdiğimiz açıkları kapayalım.

Kitaplar, bizim jenerasyonumuzun, çocukluğumuzdan itibaren en iyi dostu oldu.Yeni jenerasyonda mutlaka seviyor okumayı ama bizim, çocukluğumuzdan itibaren kitap okumak ,en vazgeçilmezimiz oldu(çünkü sokakta oynamaktan ve kitap okumaktan başka yapacak bir şey yoktu...)....

Annem çok kitap okuyan bir anne değildi,ancak babam hem kendisine, hem bize getirdiği kitaplar ve Milliyet Çocuk Dergisi ile adım attırdı büyülü dünyaya ...

Milliyet Çocuk,perşembe ya da cuma günleri çıkardı ve ağabeyimle ÖNCE okuma kavgası yapardık.

Sınıf kitaplığından en çok kim kitap okuyacak aşkıyla alınıp,bir solukta okunan kitapların içinden Behrenginin kitaplarını anımsıyorum.
Canım babam suçiçeği geçirip de eve kapandığım günler için Çocuk Kalbi,Şeker Portakalı,Küçük Kadınlar,Pal sokağı çocukları, kitaplarıyla eve döndüğünde bambaşka dünyalara gitmiş ,bu canım kitapları İki Yıl Okul Tatili,GülliverinGezileri,Aziz Nesin'in Şimdiki Çoçuklar Harika,Hayvan Deyipte geçme takip etmişti...

İlkokul beşinci sınıfta babaannemin hastaneye yatması üzerine annem yanında refakatçı kalınca,ağabeyimle bir ay boyunca amcamlarda kalmıştık.
Amcamın kitapları arasında yılanların öcünü bulmuş ve hiç bitmesini istemeden okumuştum...Kendi okuduğum kitapların yanında babamın kitaplığının da tadı hoşuma gitmiş Hüseyin Rahmi Gürpınar,Kerime Nadir,Muazzez Tahsin Berkant erken genç kızlık hayallerimin kitapları oluvermişti.
Ortaokula Karşıyaka Kız meslek Lisesinde başlamış ve okulumuzun muhteşem kütüphanesi öğlen tatillerimizin vazgeçilmez adresi olmuştu.Kütüphane görevlisi Hatice Ablanın huzur verici sesi ile kitaplarımızı seçer,Doğan kardeş dergilerinin ,eski Ses mecmualarının arasında öğlen yemek zamanını geçirirdik.
Misafirliğe gittiğimiz bir evde bulduğum fotoromanlarla tavan yapan aşk dünyam,Vincent Ewing' in yazdığını sandığım, yıllar sonra Nihal Yeğinobalının yazdığını öğrendiğim GENÇ KIZLAR isimli kült romanla nirvanaya ulaşmıştı....

Yaz tatillerinde, arkadaşlarımla yaptığımız kitap değişimleriyl,e sıcak öğleden sonraları, tadına doyulmaz kitap okuma saatlerine dönüşürdü.Şimdi anneler çoçuğum kitap okumuyor diye söylenirken benim annem yeter artık bırak kitap okumayı diye söylenirdi.Elimde okuyacak kitap kalmazsa ağabeyimin Kızılmaskelerine ,Mandrakelerine zıplardım.


Sıkıcı bir pazar günü okuyacak bir şey bulamayınca şimdinin iğrenç poşetlerinin yerini tutan, gazete kağıdından yapılmış kesekağıdını, bıçakla özenle açıp, mutfak masasına yayarak okumaktan aldığım keyfi hala unutamam .

Üniversite yıllarımda aldığım ilk kredi parası ile Pulitzer ödüllü Bülbülü öldürmek isimli muhteşem bir kitap almıştım.Rahmetli Duygu Asenayı Kadının Adı Yok isimli kitabı ile tanımış ve kendime İdol yapmıştım.
Milliyet Sanat Dergisi ile dergici olmaya adım atmış ,Zeynep Oral 'ın Bir Ses romanında anlattığı Reha İsvanla Barış davasını tanımıştım...
Okul çıkışlarında Çınar sinemasının karşısında ,İleri kitapevinden son çıkan kitapları keşfetmek,eski kitapçıları gezip eski dergiler ve şiir kitaplarıyla tanışmak o yıllara rastlar...
Alsancakta Sevgi yolunda ikinci el kitapçılardan alınan Can Yücel,Bertolt Brecht,Özdemir Asaf ,Cemal Süreya,Edip Cansever,Murathan Mungan şiir kitapları bana yepyeni bir dünya açacak bu şiir sevdası ile şiir denemeleri yapılacak ve öğretmenliğimin ilk yıllarında A.D.D de şiir günlerinde bol bol şiirler okunacaktı....
En etkilendiğim kitapların başındaYaşar Kemal'in Ada hikayeleri gelir,moda kitapları okumaktan pek hoşlanmam ama etkilenipte okumuşluğum çoktur.
Ancak daha önceden yaptığım bir itirafı tekrar etmek istiyorum blog sahibi olmadan evvel çok daha fazla kitap okurdum...:))
Şu anda Kürşat Başar'ın Başucumda Müzik isimli kitabını okumaktayım ve sobemi bitirmenin iç huzuru ile topu BEYHAN cığıma atıyor ,merakla bekliyorum...






DÖNDÜM....


Nerden başlasam bilemedim,epey bir zaman geçti.Artık klasikleşmiş olan bilsiyar çöküntüsü faciası ile mecburi bir ara,sonra aranın arası ile oluşan yabancılaşma duygusu :),23 nisan nedeni ile okul kutlamaları yoğunlukları,kızların gösterilerine hazırlanma derken bugüne geldik...:)

Bilgisayar çöküntüsü konusunda zannetmeyin ki tüm gün pc başında girmediğim yer yok,ondan çöküp duruyoruz .Artık bloglardan bile virüs geldiğini düşünmeye başladım,çünkü yeni yüklediğimiz zarar verecek linkleri uyaran proğram bazı arkadaşların bloğunda uyarıyor.

Birde malum müzik paylaşım proğramı var,oradan da çok virüs geliyormuş.Neyse şimdi herşey normal görünüyor....

20.04.2008

MUTLULUĞUN RESMİ....

Hafta sonu inanılmaz bir sıcak vardı.Sanıyorum her yer böyleydi.Kızlarım yalnızca bacaklarını deniz suyuna temas ettirdiler ancakbenim gördüğüm en az 10 kişi denize girdi...
Evet Batı Karadeniz de daha nisan aynın ortasında durum böyleyse, Güney'i ve Ege'yi düşünemiyorum....
Güneş ezdi beni ,miskin miskin güneşlendim,kızlarımın sıcakta bitmeyen enerjileriyle oyunlarını izledim.....

yaşam onlar için ne kadar eğlenceli,nasıl mutlu oldular.....


kızdılar,kahkahalar attılar,

denizin uçsuz bucaksızlığını anlamaya çalıştılar,




deniz ise tam anlamıyla çarşaf gibiydi,




yüzlerce deniz kabuğu kumların üzerine yayılmış toplanmayı beklemekte ancak kimselerin kabuklarla ilgilendiği yok...





Neşeli seslerle doldu kulaklarım,herkesin mutluluğunun resmi farklı ancak benim mutluğumun resmi bugün bu kareydi...





17.04.2008

ELİŞİ BİLEZİKLER

Tığ işi örgü yapmak çok keyifli,hele takıyla ilgili birşeylerde çıkıyorsa daha da keyif veriyor.
örgü topcuklar yaparken elime eski bir bileziğimi almış ve birden bire bileziğe sık iğne örmeye başlamıştım.
Sonra tülbent oyalarıyla etnik bilezikler yapayım şimşeği ile ortaya ilk olarak mavi renkli olan çıkmıştı....

Ardından elimdeki diğer oyaları kullanarak,bileziklerimi çoğalttım.


Oyayı bileziğe sık iğne ile birleştiriyorsunuz.Çok kolay...

Tek başına siyah bir bilezik ...



ya da hepsi bir arada rengarenk, hint işi aksesuarlar görünümünde .Ben etnik takıları çok severek kullandığım için ,hem yaparken keyif aldım,takarkende aynı keyfi alacağım kesin....




Şimdi bunların küpelerini deneyeceğim,aa birde rengarenk topçuklu bir kolye örüyorum. Benim ilham perilerini sizin o taraflara gönderiyorum,hadi bakalım ,sizlerden neler çıkacak....





13.04.2008

HAFTA SONU HASADI

Hafta sonu epey verimli geçti....:)
Evde ertelediğim bir kaç iş vardı hem onları çıkardım aradan,hem cumartesi günü gece yarısına doğru oturup takı yaptım.
Tv 8 de cumartesi akşam üzeri Yonca Ebuziya nın beğenerek izlediğim proğramının tekrarı vardı.İzlemiyorsanız şiddetle öneririm,sanat ağırlıklı bir proğram.Yonca Ebuziya(umarım doğru anımsıyorumdur),sesinin tonu,Türkçesi,sanata bakışı,ülke zenginliklerimize verdiği önem ve hayranlığı ile de benim hayranlığımı kazanmış durumda...Gece yarısı evde herkes uyumuşken ,sessiz sakin hem takılarımla coştum ,hem sakin tv izlemenin zevkine vardım.Çocuklarla hiçbir şeyi tam anlamıyla yapmak mümkün değil.
Oradan Cnntürkte Beyaz 'ın proğramına geçtim,oradan Ntv de haydi gel bizimle olun tekrar prğramını izledim derken epeyce bir şeyler çıkmış ortaya....

Bu kolyeyi çok sevdim,beyaz tişörtlerle kullanmayı düşünüyorum.


Bu bileziğin de nette pek çok çeşidini görmüştüm.İple sık iğne yapılarak boncuk örülmesi çok hoşuma gitmişti.Önce muline iplerle sık iğne topcuklarımı ördüm,içlerine silikon elyaf doldurdum.

Diğer boncukların altın rengi ve tonlarında olması ve irice boncuklarla, kokoş bir bilezik çıktı ortaya.




Bu bileziğin pembe renkli kısımlarını ben ördüm.Kullanmadığım ince gümüş imitasyon bileziğe ,mavi boncuklu tülbent oyasını zıt renk pembe ile sık iğne örerek heryerini kapattım.
Şimdi başka renkler kullanarak rengarenk bilezikler yapmak istiyorum.
Çok şeyler yapmak istiyorum da tüm bunları yaparken zaman fıyyttt geçmiş gitmiş sabaha karşı 4 olmuş....
hemen bir panik yattım uyudum.Sabah tabi 9 30 da kalkıp Zeynep kızımı tenis kursuna gönderme işini ben değil babası yaptı.Ben de 11 de uyanmanın vicdan azabı ile çizgi film karakterleri gibi evin içinde oradan oraya şu saate kadar hiç oturmadan koşturup durdum.
Kızların okul kıyafetlerini ütüleyip yatacağım....



11.04.2008

EKO SİSTEM

Bu gördüğünüz fanusların balık fanusu olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz.Bu kürelerin ismi
Eco Sphere
yani Eko Küre....
NASA uzay yolculuklarındaki keşifler için, uzun dönemde kendi içerisinde yaşama araştırmaları yaparken EcoSphere ortaya çıkmış.
Amaç, bir gezegende dünyadaki yaşamın bir benzeri yaratılabilir mi, onu görmek.
Akvaryumu andırıyor ama hiçbir yerinde açıklık yok. Cam bir top gibi. İçinde deniz suyu, aktif mikro-organizmalar, üç tane minik karides, deniz yosunu var. Siz hiç dokunmuyorsunuz, onlar kendi kendilerine yaşayıp gidiyor. Deniz yosunu ışık altında fotosentezle oksijen ihtiyacını karşılıyor, karidesler mikro-organizmalarla ve yosunla besleniyor. Yosun da ışık altında büyüyor. Çok büyüyüp eko yaşamı tehlikeye atınca karanlığa alıyorsunuz, küçülüyor.

Dışarıdan bakınca son derece dekoratif. Bakımı zor değil. Tozunu almayı saymazsak, bakımı yok hatta. Tek yapmanız gereken direkt güneş ışığından koruyup, 12 saat aydınlık, 12 saat karanlık olacak bir yere koymak. Çocuklara eko sistemi anlatmak için iyi bir eğitim aracı da olabilir. Çünkü dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan, izole bir hayatın nasıl kendi kendine döndüğünü görebiliyorsunuz. Dünyanın küçük bir kopyası. Yapmanız, daha doğrusu yapmamanız gereken tek şey, küreyi düşürmemek, sallamamak. Sallanınca karidesler strese giriyor, benizleri atıyor. Normalde kırmızılar.
Dört farklı boyu var. En küçüğünün çapı 10 cm, en büyüğünün 23 cm. Fiyatları da 189, 349, 595, 989 diye gidiyor.
Fiyatlar yüksek gibi görünüyor ancak kendi eko sisteminizi kurmuş olacaksınız, ilginç bir deneyim olacak.
Meraklılarına buradan duyurmuş olalım....

08.04.2008

MOR ... (55 kelime)


Sıcak... çok sıcak bir yaz akşamı.

Bol kayısı kokulu,toprak kokulu bir yaz akşamı.Terasta yemek yedik,hüzünlü alaca karanlıkta.

Yıldızlar parlarken, usulca beni sevdiğini söyledi,gülümsedim;dansettik.

herşey bir dantelin kıvrımları kadar hoş,beyazlığıncaysa saf içimizde...

Ama ben onu sevmedim,sevemedim;hem de hiç.

Deniz kıyısında oynarken umutlarım,bir dalga alıp götürdü derinliklere,

mor derinliklere...

...........................................................
sevgili rüzgar 55 kelimelik küçük bir öyküyle sobelemişti beni.Geç oldu yazmam ama eşref saatimi anca buldum rüzgar ...
Az önce Ankara Devlet Opera ve Balesinin, Bartın için hazırladıkları konserden geldim.Çok iyi geldi bana konser.Sabahın seherinde türküsü sopranonun repertuarındaydı.Muhteşem okudu,sizin de aynısı olmasa da Selva Erdener'in yorumuyla aynı hüznü hissetmenizi istedim.
Bahar tüm güzelliğiyle sürüyor.
Neredeyse tüm ağaçlar gelin çiçekleri gibi beyazlara ve pembelere büründü.
Bu arada İstanbul,Bursa ve İzmit'de ki arkadaşlar haberleri aldım. Erguvanlar da tüm heybetleri ile bu renk cümbüşüne katılmış.Ne olur benim içinde erguvanların tadını çıkarın.

04.04.2008

MASAL YARIŞMASI

Az önce mutlu bir şekilde eve girdik.Bartın İlköğretim okulları arasında kütüphane haftası nedeni ile Bartın Kültür Müdürlüğü ile ortaklaşa
düzenlenen masal yarışmasına okulunu temsilen katılan zeynep kızım
yarışmanın birincisi oldu.3 gündür harıl harıl masalını ezberleyen kızım emeklerinin karşılığını aldı....Kaç gündür tekrar yapmaktan sesi kısıldı....
İlk üçü paylaşan öğrenciler....

Masalının ismi Çirkin kurbağa.Anlatımı daha etkili kılmak için masalın kahramanı kurbağayı oyuncak kurbağayla,altın topu ,sprey yaldız boyayla boyanmış topla,altın topun kaçtığı kuyuyu da plastikbir kovayı suluboya ile boyayarak oluşturduk....





Burada yarışmaya katılan tüm çocuklar...



yarışma sırasında ki fotoğraflarımız karanlık çıkmış ...
Yarışmanın sonunda ,konuk yazar Savaş Ünlü çocuklarla sohbet etti,kitaplarını hediye etti ve imzaladı...
Çok keyifli,masallarla dolu bir gün geçirdik.....




31.03.2008

KOŞTUR DURMA....

Yaşam tam gaz devam ediyor.Hep arada bir şeyler eksik kalıyor,yoluna sokup bu da tamam derken, sıradan çıkıp kaçmaya çalışanlar oluyor. .Bense her zaman ki her şeye yetişmeye çalışan perili...

Nelere yetiştim ,nelere yetişemedim...

Hafta sonu biri yemekli , iki akşam misafirim vardı.Kalan zamanlar kızları kurslara yetiştirme ,çamaşır,at,as,topla,ev derle topla,gazete oku, gibi hiç bitmeyen ev klasikleri.

Aaa bu arada hafta sonu severek okuduğum Hürriyet gazetesi yazarı Nora Romi

nin yazısında bahsettiği kalp yaşınızı öğrenin testi çok ilgimi çekti.Severek yaptım ve tam bulunduğum yaşta çıktı kalp yaşım.....

Biliyorsunuz tiyatro haftasındayız .Bartın'da da her akşam çeşitli şehirlerden gelen harika oyunlar var.Epey biletim var.Ankara,Giresun,Manisa devlet ya da belediye tiyatroları,Ankara Opera ve balesinin şan konserleri gideceklerim arasında .Bu akşam izlediğimse Bartın Bölge Tiyatrosunun Ray Cooney'in " Komik Para" isimli gerçekten çok eğlenceli oyunuydu.


Ama oyunu güzelleştiren en güzel unsurlardan biri de öğretmen arkadaşlarımın da oyunda rol alması ve gerçekten harika bir iş çıkarmaları.Oyun 2 saat sürmesine rağmen gülmekten, zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.


bu gördüğünüz çalışma ise ipek kızımın hayat bilgisi ödevi.Yaşamımızı kolaylaştıran aletlerden MATKABI seçen İpek' le (başka bir şey seçmesi şaşrtıcı olurdu doğrusu :)..),
matkap resimlerini kartonlara yapıştırırken, kapağını alet dolabı şeklinde düzenleme fikri çok hoşumuza gitti .
Kapağı, doğal ahşap görünümlü yapışkanlı folyoyla kaplayınca, mini bir dolabımız oldu.
Kapağa boncuk ve küçük bir birit dikerek kapağın kapalı durmasını da sağlamış olduk.
Kapağı açtığımız da ise içleri kat kat olan sayfalara matkap resimleri yapıştırdık bolca...
en alt kısma ise matkabın ne olduğunu ne işe yaradığını anlatan bir yazı yazarak bitirdik.
Detaylarıyla yazmamın sebebi ,sizler de önümüzde ki günler de bolca hazırlayacağınız proje ödevleri için fikriniz olsun....
Zeynep kızımın yaptığı maskenin fotoğrafını çekmeyi unuttum.Onu da başka sefere....




bunlar yetiştirebildiklerim,yapmak isteyip yapamadıklarım ise

  • takı malzemelerim için bir köşe oluşturdum,neredeyse tüm malzemeleri çıkartıp yaydım ,ama bir türlü oturup yapacak vakit olmadı.Çok güzel boncuklarım var baktıkça içim gidiyor.....
  • hafta da en az iki gün yürüyorum ,ancak biyonun verdiği gazla mekik de çeksem hayallerine kapıldım ve hayallerimde şimdilik...
  • aktardan aldığım bitki karışımlarından oluşan zayıflama çaylarını düzenli içemedim....
  • mutfak alt dolaplarını düzenleyemedim...

daha da var da yazıp ee yeter artık dememeniz için kesiyorum....



29.03.2008

KADIN OLMAK

Dünyaya kadın olarak geldiğim için sonderece mutluyum.Ne kadar zorluklar yaşasam da ,sırtımda ağır yüklerim olsa da,kadın olmak güzel şey.Üstelik ben teknolojinin oldukça ilerlediği bir dönem de yaşayıp ,bugün aynı koşullara sahip olamayan pek çok kadına göre şanslıyım da.....
Eski tarihlerde çok güç koşullarda yaşamış ,buna rağmen yaşamın her alanında birşeyler üretmiş pek çok kadınımız var.
İşte biz kadınların tarihine ışık tutan çok özel bir yerle tanıştıracağım sizi.Özellikle İstanbul 'da yaşayanlar çok şanslı çünkü KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ haliç kıyılarında ,Fener'de vapur iskelesinin karşısında.
Kadın eserleri kütüphanesi herkese açık.Devamlılığını üye bağışları, kartpostal, yayın, ajanda dağıtımından elde edilen gelirle sürdüren kütüphaneye üyelik belli bir aidat ödemek süretiyle gerçekleşiyor.
Kütüphanenin amacı, kadınların geçmişini iyi tanımak, toplanan bilgileri kadın araştırmacılara derli toplu bir şekilde sunmak ve bugünün yazılı belgelerini gelecek nesiller için saklamak.Kadına dair 10 binden fazla eser, bilgi ve belge barındıran binayı şimdiye kadar duymamış olmam büyük bir kayıp.
"Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı" yaklaşık 18 yıl önce kuruldu.

"Kadın Eserleri Kütüphanesi" uzun yıllardan beri kadınların tarihine ışık tutan çok özel ajandalar hazırlıyor."Kadın Heykeltıraşlar", "Kadın Karikatüristler", "Kadın Sinemacılar" gibi.Öyle ajandalar ki her biri arşiv değerinde.
Bu yılki ajandanın konusu "İstanbul Temaşa Hayatında Kadınlar".
Yani 1900 lü yılların başında kanto ,tango,operet söyleyerek devirlerinde çığır açan kadınlar.
Tango 1930 larda Almanya 'da ahlaka aykırı diye yasaklanırken İstanbul'da ise altın zamanlarını yaşıyor.Olayın boyutunu ,ve kadınların yürekliliğini düşünmek için yeterli sanıyorum.
Şimdi ise yaşadığımız dönemin karmaşalarını,örtük,açık,tartışmalarını bir kenara bırakıp ,Kadın Eserleri Kütüphanesini gezerek dönemimizin durumunu farkına varmak,kadınların tarihte ki duruşlarına yeni duruşlar eklemek sanıyorum yapacağımız en güzel şey olmalı....
İstanbul'da yaşayan arkadaşlara hafta sonu yeni bir gezi planı,
ne dersiniz ?....




25.03.2008

SARIMSAKLAR ÇIKTI HANIM....DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN....

Zaman ne kadar çabuk geçiyor, geçtiğimiz yıl bahar geldiğinde sizlere İlk kez Bartın'da yediğim yumurtalı sarımsak tan bahsetmiş,çok kolay ve pratik olan bu yemeği mutlaka denemenizi önermiştim.Önermiştim de artık sarımsak zamanı geçmiş çoğunuz bulamamış ve "seneye hatırlat periliköşküm" demiştiniz.

Bakın bu sene, daha başından haber veriyorum size; tazecik sarımsaklar çıktı.Ben ikinci kez yaptım.Hem kolay ,hem pratik,hem lezzzetli hem de geçen yıl söylediğim gibi bu kadar çok sarımsağı bir seferde başka nasıl yiyebilirsiniz....

Bir demet sarımsağı yıkayıp doğruyoruz.Az zeytinyağı ekleyerek,orta ateşte 5-10 dakika çevirip dilediğimiz sayıda yumurta kırarak tuzunu ekleyip kapatıyoruz.Ben iki yumurta kırdım.


Yalnız pişerken epey kokuyor.Sakın ben sarımsak kokusu sevmem demeyin, piştikten sonra koku falan kalmıyor.

Bu hafta pazardan sarımsak almayı unutmayın....


23.03.2008

DÜNYAYI GÜZELLİK KURTARACAK....

Sorunlar çözüldü, bilgisayarım ilk gün ki gibi tertemiz ,pırıl pırıl.Keşke şu an ülke gündemini de resetlesek ,bütün pislikler temizlense ,sıkıntılar gitse,Cumhuriyetimizin yaprakları soldurulmasa ...
daha önceden de endişelendiğim,yarınlarımızla ilgili korktuğum dönemler oldu,ancak korkularım hiç bu denli tavan yapmamıştı....
Sizleri yazacaklarımla ilgili sıkmak istemem ama ,

sevgili betülcüğüm Çocuk istismarı ile ilgili başlatılan mime davet etmişti beni.
Ne acıdır ki tam da bu konuyu kapsayan TACİZ , yaşadığımız şehirde ,bir kız öğrencinin başına musallat olmuş durumda.....
Derslerinde son derece başarılı ve alnından öpülesi bir mücadele ile hakkını arayan ,daha 18 yaşını doldurmadığı için hala çocuk sayılan bu genç fidan, dönemin partisine mensup bir şahıs tarafından bu durumla muhatap bırakıldığı için ,aylardır sonuçlandırılamadan sesini duyurmaya ve kendini anlatmaya çalıştı.
Çocuklarımızın hiçbir şekilde istismara maruz bırakılmaması için elinizden gelen vatandaşlık görevlerini yerine getiriniz .
Çevreniz de gördüğünüz olayları ihbar edin,ÇOCUK İSTİSMARINI DURDURUN ,yarınlara ruh sağlığı yerinde bireyler bırakalım....
hep beraber......
Mimin gerekliliklerinden biri de çocukluğumuzdan hatırladığımız bir şarkı ve şu an bize hissettirdiği,
......gözlerimi kapıyorum ve hemen ilkokul yıllarıma dönüyorum.Semra isimli arkadaşımız şef pozisyonunda bet sesiyle indim havuz başına bir kız çıktı karşıma türküsünü sınıfa söylettiriyor ve her seferinde ısrarla aynı türkü kabusu devam ediyor.Şimdi ne hissediyorum, bu türküden nefret ediyorum(ama vallaha psikolojik ben çok severim türküleri :)...)
RÜZGAR,duyarlı bir anne olarak davete iştigal etmeni bekliyorum....

21.03.2008

HERŞEY TERS GİDİYOR

aksilikler geldimi üstüste geliyor işte,bilgisayarım çöktü....
şu anda okuldan yazıyorum,bir iki gün daha yokum...
görüşmek üzere...

18.03.2008


Deminden beri giriş yazısı yazmaya çalışıyorum ,olmuyor...

beşinci kez oldu artık sildim...

Direkt durumu anlatarak girdim işte,yazamıyorum....

Daha evvel bahsettiğim isteksizliklerim devam ediyor.

Benim vücut olarak bir halsizliğim ,sürekli uyuma isteği falan yok...

Neşem yerin de ,

Günlerdir çok yoğunum sadece ,fikren ve bedenen eve yorgun geliyorum.Şu an da boş bakışlarla oturuyorum pc nin başında.

Bugün 18 mart çanakkale şehitlerini anma il töreninde istiklal marşı okuttum.Daha sonra

kendi okulumuzda hazırladığımız töreni yaptık.Proğramımızı yani oratoryomuzu sunduk.sabah sekizden üçe kadar hiç oturmadığım için ayaklarım feci durumda idi.Eve gelince ayak bakım kremlerimi çıkarttım.Bir güzel masaj yaptım ayaklarıma.

Tatlı bir yağmur ve serinlik var şu anda...

Tam ilkbahar ....

Eski yıllarda sıcaklar birden bastırır direkt yaz gelirdi,ara giysiler giymeden yazlıklara geçerdik.

Oysa şimdi öyle değil,hafta sonu çok kalın kazaklarımı ,montlarımı yıkadım ,vakum poşetlerine koydum ,yarın vakumlayıp kaldıracağım,yeter artık kalın giysi görmek istemiyorum....

Daha dur mart kapıdan baktırır demeyin sadece çok kalınları kaldırdım.

AAA yazamıyorum diyen bana bakın,ne çok yazmışım ,sevindim valla....

bloğumu ihmal etmek rahatsız ediyor beni,evime gelen komşularımın kapıdan dönüp gitmesi gibi geliyor bana.

en yakın zamanda geçecek inşallah bu durumlar,hepinize iyi haftalar....

08.03.2008

SÖZÜNÜZÜ TUTTUM ,ATTIK KENDİMİZİ DIŞARLARA...

Hepiniz bir ağızdan,heryer yemyeşil,çık gez ,doğayı hisset,çiçekler ,böcekler diye söyleyince attık kendimizi dışarlara....
Evimizin çok yakınında yemyeşil bir alan var.Hoş buralarda yeşil olmayan alan yok zaten ;heryerden ot fışkırıyor.

Doğa gerçekten uyanmış,kuşuyla ,çiçeğiyle,yeşiliyle.....



Eh tabi bu durumun en karlısı kızlarım....
Hep beraber,istop,voleybol,yakantop,futbol,kuka kısaca aklımıza ne gelirse oynadık....
Pestilimiz çıktı...
Heryanım ağrıyor valla,sabahleyin de stadda 7 tur yürümüştüm ,anlayın halimi....
Canlanmaya çıkmıştım ben değil mi....:))
Mızıkçı İpek,kazanamayınca hemen suratı asılıyor....




İneklerimiz,papatyamız,gölümüz hepsi küçüklüğümde ki kitap sayfalarından çıkmış gibi capcanlı karşımızda ,
birdaha ki sefere planım;
şezlong,kahve ,klasik müzik yüklü mp3 çalarım ve kitabımla ben bir kenarda terapi yapacağım.....
Ah bu arada unutuyordum,bize hergün bayram hesabı ,hergün zaten bizim günümüz...
Tüm Emekçi kadınların kadınlar günü kutlu olsun...



06.03.2008

İMDAT!


Üzerimde öyle bir ağırlık var ki...
Aslında kış uykusundan uyanamamak değil benim halim..
Kış boyu herşey normal şekliyle yapıldı tarafımdan.
Elişlerim,kitap okumalarım,bloğumu düzenli bir şekilde güncellemek...
Kış mevsimi boyunca gayet enerjik bir durumdayken şimdi ben bahara adapte olamıyorum.
Evle ilgili rutin işlerin haricinde hiç bir şey yapasım yok ve yapmıyorum :D,
hafta sonları gazete okumaya bayılan ben gazete bile okumuyorum..
Acaba beslenme ile mi alakalı ,glisemik indeksi düşük yiyecekler mi tüketmeliyim?
Bana öneriler de bulunurmusunuz lütfen,
canlanmak, eski PERİLİ olmak için ne yapmalıyım ?

26.02.2008

BURUK DOĞUMGÜNÜ....

25 Şubat pazartesi İpek kızımın 8. yaş günü idi.
Ancak pazar günü çok uzaklardan gelen kötü bir haber bizi bizden alıp götürdüğü için ,küçük kuzuma istediği gibi bir doğum günü yapamadık....
Pastasını bile babası pastahaneler kapanmadan acele alıp geldi.Gönlü kırılmasın diye mumunu üflettik,dileğini diledi...
Önümüzde ki günler de doğumgünü yapacağız inşallah....

Çok sevdiğim ,çok sevgili can arkadaşım, 2 yıldır yaşadıkları yeni hayatlarında 17 yaşında ki birtanecik oğlunu kaybetti maalesef.....
Mükemmel bir anne baba ,ikiside resim öğretmeni,dünya iyisi ebeveyn, hayatta ki tek varlıklarını sonsuzluğa uğurladılar ....
Hayat böyle garip işte.Bir yanda ölümler, bir yanda doğumlar....
Ama çok erken geldi bu ölüm,o masum yüzüne ölüm yakışmadı ...
yakışmadı....
Allahın rahmeti üstün de olsun bebek yüzlüm....




23.02.2008

UZUN BİR SOBE....



Bartın'da yaşayan ve blog dünyasının yenilerinden olan sevgili Elif sobe oyununa davet etmiş beni ...bu aralar yazma konusunda tembelim ,doğru düzgün birşeyler de yapmıyorum ne bileyim işte bunlardan dolayı yazmaya fırsat bulamamıştım.

Aslında seviyorum sobeleri ,sobeler sayesinde daha iyi tanımış oluyoruz blog arkadaşlarımızı ama işte o eşref saatini yakalamak lazım...

sorular ve cevapları...

İSİM VEYA LAKABINIZ: blog dünyasında perili olarak biliniyorum....:)


DOĞUM YERİNİZ:Karşıyaka doğumluyum.(35.5)


HOBİLERİNİZ: takılar tukular,süsler,püsler,janjanlı ne varsa çok severek yapmaya çalışırım,atık malzeme meraklısıyım,


EN DEĞERLİ ÜÇ ŞEYİNİZ: iki kızım ve eşim...


OLMAZSA OLMAZ DEDİĞİNİZ ŞEY:bilgisayarım,dergilerim,kızlarımın kahkaları...


İDEALİNİZ:İdeal yok artık bu saatten sonra da hayal diyelim, cam boncuk atölyem olmasını çok isterdim


ETKİLENDİĞİNİZ BİR KİTAP:Yaşar Kemal'in Ada Hikayelerinin etkisinden günlerce kurtulamamıştım.....


EN SEVDİĞİNİZ ŞARKI:Çok var, en sevdiğim diye ayıramıyorum.Goran Bregoviç ten Ederlezi,Timur Selçuk beni kör kuyularda,Che Guevara,the Wall,Ayrılık ateşten bir ok ilk aklıma gelenler....


GİTMEK İSTEDİĞİNİZ YER:Sarı Germe,Mesudiye,Artvin macahel,Yurt dışında Malta ve İspanya.


EN YAKIN ÜÇ BLOG ARKADAŞINIZ: henüz bir yıl oldu blog yazalı ancak sürekli yazıştığım güzel bir arkadaş grubum var,Deniz, Fikrimin İnce gülü, Anne kaz, Çocukla Çocuk hergün mutlaka uğradığım adresler,ancak linklerimdeki diğer arkadaşlarımı da ayrım yapmadan severek takip ediyorum.


UNUTAMADIĞINIZ BİR ANI: Büyük kzımın doğduğu gece hastahane de yanıma yatırıp uzun bir süre gözgöze bakışmıştık,gözlerini kocaman açıp ,sanki beni bilirmiş gibi ,dikkatle inceleyişini ve ağlamadan dakikalarca duruşunu unutamam.


BURCUNUZ: Boğa.


İLGİLENDİĞİNİZ SPOR DALI, YOKSA TUTTUĞUNUZ TAKIM:Müzik yüzünden bir sporla uğraşamadım öğrenciliğim de,(kolumuzu başımızı kırmayalım diye),yürüme ve yazın yüzme dışında yok yaptığım bir spor.Takım da tutmuyorum ,valla tutmuyorum ,maç falan izlemem ben,izlerken çok heyecan yapıp kendimi fazla geriyorum ,bu gergin durumdan da hoşlanmam...


İDEAL BİR KADIN NASIL OLMALI:Sanatçı ruhlu olmalı ve mutlaka bir sanatla ilgili olmalı.Müzik,edebiyat,tiyatro,resim,heykel....


İDEAL BİR ERKEK NASIL OLMALI:Aynen o da öyle olmalı.Hıı teknoloji ile de arası mutlaka olmalı.


TEKNOLOJİNİN GELİŞMESİ OLUMLUMU, OLUMSUZMU?: olumlu tabiii.


İCAT EDİLMESEYDİ NE YAPARDIM BİLMİYORUM DEDİĞİNİZ ŞEY: çamaşır makinesi ve fotoğraf makinesi.


İNSANLARIN SÖZLERİNE Mİ, YOKSA GÖZLERİNE Mİ İNANMALI?:Sözler tabi.Gerçekçiyim ben.Artık insanlar gözünün içine baka baka yalan söylüyor...(hoş öyle de söyleyen söylüyor...)


HAYATTAKİ SEVİNÇ KAYNAĞINIZ: Çocuklarımın sesi ve evde ki yemek kokusu...


HAYATTAKİ EN BÜYÜK KORKUNUZ:Çok boktan bir sebepten ölüp gitmek....


MANTIK EVLİLİĞİMİ YOKSA AŞK EVLİLİĞİMİ:Aşk olmazsa olmaz.


EN SEVDİĞİNİZ YEMEK: Domatesli ve mozerallalı makarna....


EN SEVMEDİĞİNİZ YEMEK:Yeşil mercimek,pırasa,kapuska...


BLOG SAHİBİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZ:Henüz tanışamadık ama bloğunu zevkle okuyorum ve de fakat sıcakkanlı biri olduğunu hissedebiliyorum :)
oh be hiç bu kadar uzun bir sobe yanıtlamamıştım...

artık ıcığımı cıcığımı öğrendiniz :)

ben de Evrim ve kızma bana ama :) denizciğim, sobeyi size yolluyorum...

21.02.2008

İKİNDİ KAHVALTISI

Kızlarım okuldan gelince yesinler diye atıştırmalık birşeyler yapayım diye düşündüm.En kolayından biz Egeli'lerin PİŞİ dediği ,
un ,1 yumurta ,karbonat ve ılık su ile karılan hamuru hazırladım.
Bazı yerlerde puf böreği de deniyor bu hamur işine.Hamuru orta yumuşaklıkta olacak şekilde hazırlayıp,oklava ile çok kalın olmadan açıyoruz.

Azcık espri katmak için ,açılan hamuru kurabiye kalıplarımızla kesiyoruz ki küçük hanımlar yerken neşelensin....
Çocuk,ev,araba,köpek şekilleri ile içi boş pişiler (İpek böyle seviyor),yuvarlak şekillere peynir koyup poğaça gibi kapayarak da esas şekilleri ile pişilerimizi çok fazla yağ olmayan tavada (fazla kızartma yok biliyorsunuz ki,yasak...) pişiriyoruz.
Yanına bir bardak ayran ile ,okul dönüşü kazınan midelerini ,yemek zamanına kadar doldurmuş oluyoruz.....
Siz, ben öyle hamur falan uğraşamam derseniz fırından alacağınız ekmek hamuruyla da aynı pişileri yapabilirsiniz.Yalnızca hamurun cıvıklığını almak için biraz daha un eklemelisiniz....




19.02.2008

ŞOK!...


Blog okurken ve yazarken uzun yazılardan pek hoşlanmıyorum aslında ama bahsedeceğim konu uzunca .

Sabırla okumanızı ve bilgilerinizi paylaşmanızı istiyorum sizlerden.Yaklaşık iki saat önce Uğur Dündar'ın hazırladığı Arena'yı izledim.

Daha doğrusu hem mutfakta birşeyler hazırlıyor hem kulak kabartıyordum ki,ERKEN ERGENLİK denen bir konudan bahsedildi.

Son zamanlarda ergenlik yaşının 7 -10 yaş civarına düştüğünü söylediklerinde şoka girdim.

Uzman doktor bu yıl 100 e yakın vakayla karşılaştığından bahsetti.

Erken ergenlik deyince yalnızca adet görme kastedilmiyor,boy uzaması ,göğüslerin büyümesi,kıllanma gibi belirtilerden bazıları ortaya çıkabiliyor.

Aile yaşıtlarına göre boyu daha uzun kızının manken gibi,fidan gibi ifadelerle kendini rahatlatıp kötü düşünmüyor.

Ama erken boyu uzayan çocuk 15 yaşına gelince 1.60 larda kalıyor diğer yaşıtları uzarken erken ergen olduğu yerde kalıyor büyüme duruyor.

Neden erken ergenlik artmaya başladı? :


  • hormunlu gıdalar

  • fast food gıdalar

  • ağır tarım ilaçlı sebze ve meyveler

  • gazlı ve boyalı içeçekler

  • koruyucu katkı maddeli yiyecekler

  • çocuk makyaj malzemelerindeki kimyasallar

  • bazı oyuncaklar

  • şampuan,güneş kremi ,parfüm,deodorantlar....

uzmanın saydığı maddeler bunlardı.Hatta ıslak mendil olarak bildiğimiz daha bebekliklerinden itibaren kullandığımız temizlik havlularında paraben denen maddenin olduğunu söyleyince hemen google dan parabeni taradım.Oldukça moralim bozuldu.İşte kısaca paraben.


PARABEN


"Parabenler gıda, kozmetik ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanılırlar.


Metil, etil, propil, butil paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektirler.


Bu maddelere duyarlı kişilerde alındıklarında, ağır cilt bulguları veya deride kızarıklık, şişlik,


kaşıntı ve ağrıya neden olurlar.


İngilterede yapılan son araştırmalarda ise parabenlerin kullanıldığı ürünleri tüketen ve göğüs


kanserine yakalanmış insanların kanserli dokularında paraben kimyasallar bulunmuştur.


Bu parabenlerin, parfüm, deodorant, krem, güneş yağları, çeşitli makyaj ürünleri ve diş macunu


kullanımı ile ciltten absorbe edilerek vücuda girişinin sağlandığı anlaşılmıştır.


Dokulara yerleşen parabenler östrojen hormonlarını artırarak dengeyi bozmakta ve kanser


tümörleri oluşmaktadır.Bu bulgulardan sonra yukarıda ismi geçen ürünlerin paraben içeren


çeşitlerinden şiddetle kaçınılması sağlığımızın bir gereği olmalıdır.."


"PARABENLER: Küflenmeyi önlemek için mayonez, salça, ketçap, salata sosları, hardal,jöle,


reçel, meyve sularında kullanılıyor. Deride kızarma, kaşıntı, şişme ve şoklara neden olabiliyor..."


Erken ergenlik yalnızca kız çocuklarını değil erkek çocuklarını da genlerindeki bozukluk yaparak etkiliyor.


Bütün bunlardan sonra uzman doktor , erken fark eden ailelerin çocuklarına, tedavi ile müdahele


edebildiklerini,organik yiyecek tüketilmeye çalışılmasını ,katkı maddeli yiyecekler ,fast food yiyecekler,ağır kızartma yiyecekler tüketilmemesini söyledi....


Şimdi içimde kocaman bir yumru, paraben ve daha adını bilemediğim bir sürü kimyasallardan ne kadarı kızlarımın vücudunda var, diye kara kara düşünüyorum....





17.02.2008

MEMLEKETİMİNDEN KAR MANZARALARI...

Sizlere belki kar görmekten ögk gelmiştir ,ancak bizim gerçek anlamda dolu dolu yağan ilk karımız olduğu için müthiş sevinçliyiz.
İki gündür yoğun bir kar yağışı var ve şu anda fırtınayla karışık tipi halinde yağıyor.Sizleri çektiğimiz kar manzaraları ile başbaşa bırakalım,özellikle güney de yaşayan dostlarımıza sevgilerle.....













































15.02.2008

KÜLTÜR GEZİSİ...



Daha önce Ankara 'ya gidişimizden bahsetmiştim.

Çok kısa kaldık Ankara'da.Yaz aylarında onca bol zamana rağmen tatil yüzünden kültür gezilerimiz sıfıra indiği için,şimdi 3-4 gün içinde görebildiğimiz kadar sahne gösterisi izleyelim dedik.Ankara Devlet Opera ve Balesinin Iltrovatore operasını kaldığımız günlere denk geldiği için tercih ettik.Salonun neredeyse tamamının dolu olması beni çok mutlu etti.Dekorlar ,kostümler ve performanslar gerçekten çok güzeldi....



Ankara 'ya gitmeden önce Nazlı nın tavsiye ettiği Rembetiko isimli müzikali görmeyi çok istemiştim.


Uzakta olmamıza rağmen bilet bulamama derdi yok çünkü internetten rahatlıkla bilet temin edilebiliniyor.